Space-X’e Kadar Elon Musk -3

Tahmini Okuma Süresi: 8 dakika

Musk 17 yaşında iken Kanada’ya gitmek üzere Güney Afrika’dan ayrıldı.

KANADA

Musk’ın Kanada’ya kaçışı çok da iyi planlanmamıştı. Montreal’de bir dayısı olduğunu biliyordu ve bir uçağa atlayarak işlerin iyi gitmesini ummuştu. Musk, 1988 Haziran ayında Kanada’ya ayak bastığında ankesörlü bir telefon buldu ve dayısına ulaşmak için bilinmeyen numaralar hizmetini kullandı. Bu işe yaramayınca annesine ulaştı ve annesinin Elon’a kötü haberleri vardı. Musk gitmeden dayısına mektup yazmıştı ve cevabı Musk yola çıktığı zaman annesi almıştı. Dayısı Minnesota’ya gitmişti ve Musk’ın kalacak hiçbir yeri yoktu. Musk elinde valizleri ile öğrenci yurdunun yolunu tuttu.

Musk o yılı Kanada genelinde garip işlerde çalışarak geçirdi. Sebzelerle ilgilendi ve tohumları varillerden boşalttı. Daha sonra Vancouver’da testere ile ağaç kesmeyi öğrendi. Elon 1989’da Ontario, Kingston’daki Quenn’s Üniversitesine kaydoldu. Musk, Waterloo Üniversitesi yerine Quenns’i daha fazla güzel kadın olduğu için tercih ettiğini itiraf etmiştir.

Elon dersleri dışında Kimbal ile gazete okuyor ve tanışmak istedikleri ilginç kişileri belirliyorlardı. Sonra da bu kişileri hiç tanımamalarına rağmen sırayla arıyor ve öğlen yemeği için müsait olup olmadıklarını soruyorlardı. Gazeteden buldukları kişiler arasında Nova Scotia Bankasında üst düzey yönetici olan Peter Nicholson da vardı. Nicholson onların yaptığı aramayı oldukça net bir biçimde hatırlamaktadır. “Böylesine girişken bir çift genç ile yemek için mükemmel hazırlıklıydım. 6 ay beklediler bu buluşma için ve sonunda ise 3 saatlik tren yolculuğu sonrası tam zamanında oradaydılar.” Nicholson en sonunda Elon’a yaz stajı ile kendisinin danışmanlığını önerdi. İlk karşılaşmalarının üzerinden çok geçmeden Elon, Peter Nicholson’ın kızı Christie’yi doğum günü partisine davet etti. Elon daha önce hiç Christie ile karşılaşmamıştı ancak geldiğinde doğrudan ona yöneldi ve oturması için bir yer gösterdi. Christie “Sanırım Musk’ın ağzından çıkan 2. Cümle ‘Elektrikli arabalar sürekli aklımda.’ idi. Daha sonra bana dönerek “Elektrikli arabalar hakkında bir fikrin var mı?” diye sordu.”demişti. O sohbet şimdilerde bir bilim yazarı olan Christie’de Musk’ın yakışıklı, nazik ve muhteşem bir inek olduğu izlenimi bırakmıştı.”

Musk’ın eğitim hayatına dönecek olursak, 1992 Yılında Quenns’teki ikinci yılını tamamladıktan sonra Pensilvanya Üniversitesine geçiş yaptı. O sıralarda Wharton’dan bir Ekonomi bir de Fizik lisans diploması aldı. Musk’ın güneş enerjisine ve enerji üretmek için yeni yollar bulmaya olan ilgisi Pensilvanyada daha da arttı. Burada çok fazla araştırma yaptı ve hocalarını kendisine hayran bıraktırdı. O zamanlarda bile bilimsel bir ilerlemeden kar amaçlı bir girişime giden yola çıkmaya çalışıyordu.

Musk üniversiteden sonra ne yapacağını ciddi şekilde düşünmeye başladığından kısa bir süre sonra bilgisayar işine girmeyi düşündü. Ancak oyunları, peşinden koşulacak kadar büyük ve harika bulmuyordu. Şöyle diyordu, “Bilgisayar oyunları yapacak olsaydım, bunların dünya üzerindeki etkisi ne kadar büyük olacaktı? Çok büyük bir etki olmazdı. Bilgisayar oyunlarına karşı içten gelen bir sevgim olsa da bunu kendime bir kariyer olarak seçemem.”

ELON’IN İLK GİRİŞİMİ

1994 yılının yazında Musk ve erkek kardeşi Kimbal gerçek Amerikalılar olma yolunda ilk adımlarını attılar. Ülke çapında bir karayolu yolculuğuna başladılar.

İki kardeş dikkatlerini internete verdi ve webde bir şeyler yapan bir şirketi birlikte kurmak isteyebileceklerini düşündüler. Ortaya çıkan en iyi fikir, doktorlar için ortak bir ağdı. Doktorların bilgi alışverişinde ve iş birliğinde bulunabileceği bir sistem yani. Sonrasında ise bu fikirden vazgeçtiler.

Musk o yaz bir takım stajyerlikler yaparak geçirdi. Elektrikli araçlarla ilgilenen bir grup bilim adamı ile kurulmuş heyecanlı bir girişimdi. Akşamları ise yeni bir girişim olan Rocket Science Games şirketine gidiyordu. Oyunlara, Hollywood tarzı öyküleme ve ürün kalitesi katacaktı. Bunu başarmak için mühendislerden ve film endüstrisinden oluşan bir grup bir araya gelmişti. Şirketin kurucusu olan mühendis Peter Barrett, Musk hakkında “Ona basit bir kod yazma işi vermiştik ama o hep soğukkanlı kalarak hep en iyisini yapmaya çalıştı. Kısa bir süre sonra kendi işinden fazlasını yapmaya başlamıştı.” demişti.

Musk kod yazma konusunda gelişmişti ve amacı daha farklıydı. Bir yandan oyun oynarken diğer yandan CD okuyabilen bir şey yapmaya çalışıyordu. Şu an telefonumuzda müzik dinlerken aynı anda mesaj yazabiliyoruz veya sosyal medyada gezebiliyoruz. Çok fazla şeyi aynı anda yapabiliyoruz fakat o zamanlar sadece bir tanesi yapılabiliyordu.

Musk’ın tekrardan eğitim hayatına döneceğiz. Bu sefer Stanford’da malzeme bilimi ve fizik alanında bir doktora kovalama peşindeydi ancak o zamanlar internetin karşı konulamaz çağrısına dayanamadı ve Stanford Üniversitesindeki doktorasına başlayalı 2 gün olmuşken bıraktı.

İlk olarak akıllarına gelen şey gazetelerdeki Sarı Sayfa diye adlandırılan sayfaları çevrimiçi bir hale internete taşımaktı. Sene 1995’ti ve iki kardeş ilerleyen zamanlarda Zip2 adını alacak yeni bir işletme olan Global Link Information Network’ü kurmak üzerelerdi. Zip2 fikri dahiceydi. Musk ve kardeşi restoranları, giyim mağazalarını, kuaförleri ve bu gibi iş kollarını Web’de gezinen halka, işleri bu yolla duyurmayı amaçlıyorlardı. Zip2 iş yerlerini listeleyecek sonra da bunu harita ile ilişkilendirip insanlara sunacaktı. Gerçekten 1995 yılı için dahiyane bir fikirdi.

Musk kardeşler Sharmon Caddesi 430 numarada Zip2’yi hayata geçirdiler. Stüdyo tipi bir daireydi. Kod kısmına Musk bakıyordu. Daha cana yakın olan Kimbal ise kapı kapı dolaşarak iş yerlerine bu fikri anlatmaya çalışıyordu. Musk işletmelerin isim ve adreslerini listeledi sonrasında GPS benzeri bir iş yapan Navteq firması ile irtibata geçti sonrasında ise anlaşmaya vardı. Artık her şey istedikleri gibiydi. Şirketlerin isimleri ve yerleri yapılmıştı. Errol Musk bu dönemde oğullarına yardımcı olmak için 28.000 dolar verdi ve her şey burada başladı.

Zip2 Bilgi Çağını hedef alan güzel bir girişim olabilir ama onu ayağa kaldırmak için eski usul kapı kapı dolaşarak işletmelere Web’in faydalarını anlatmak gerekiyordu. Musk da aynı zamanda Zip2 yazılımında sürekli olarak gelişme kaydediyordu.

X.COM VE PAYPAL SÜRECİ

1996 yılının başlarında Zip2 önemli bir değişim geçirdi. Mohr Davidow Ventures isimli yatırım şirketi internet için Sarı Sayfalar yapmaya çalışan bir çift Güney Afrikalı çocuğun rüzgarına tutulmuştu. Mohr Ventures şirkete 3 milyon dolar yatırdı. İşin garip yani Musk ve Kimbal bu şirketin işini yapmak için 10 bin dolar talep etmişti. Şirket onlarda gördüğü ışıktan dolayı 3 milyon dolar yatırdı. Bu değişim ile stüdyo daire kocaman bir ofise dönüştü ve yetenekli mühendisler işe alınmaya başlandı. Bundan sonra ise sınırlı bir bölgede Sarı Sayfa işi yapmak değildi. Tüm Amerika’yı kapsayan bir liste yapmaya başladılar. Zip2 çok büyüdü. Musk ve Kimbal başarmışlardı. Zip2 insanların gidecekleri restoranları, alışveriş merkezlerini ve daha birçok iş kolunu haritalarla bağdaştıran bir internet sitesiydi. Zip2nun hızla büyümesinin ardından 1999 yılında PC üreticisi Compaq 307 milyon dolar ve 34 milyon dolarlık hisse senedi teklif ederek Zip2’nin yeni sahibi oldu. Bu miktardan Musk’ın payına düşen 22 Milyon Dolar oldu. Musk daha 28 yaşında bir milyoner olmuştu. Aynı yıl Musk bir sonraki şirketini kurdu. Bu şirket Online Bankacılık olan X.Com’du. 1999 yılında Zip2’nin satışından elde ettiği gelirin 10 milyon doları ile bu şirketi kurdu. X.Com bir çevrimiçi bankaydı ve Musk bir alıcının e-posta adresini kullanarak güvenli bir şekilde para aktarma yöntemini icat etti. Bu zamanlarda 1998 Aralık ayında Paypal, Confinity adı altında kuruldu. 2000 yılının Mart ayında ise Confinity, Musk tarafından kurulmuş,nispeten aynı işi yapan X.Com ile birleşti. Bu yılın Ekim ayında Musk, X.com’u sona erdirme kararı aldı. Diğer internet bankacılığı işlemleri ve Paypal para servisine odaklandı. 2001 yılında X.Com resmi olarak PayPal oldu. PayPal’ın halka arzından kısa bir süre sonra şirket 2002de eBay tarafından 1,5 milyar dolar karşılığında satın alındı. Böylelikle PayPal, eBay kullanıcılarının çoğunlukla kullandığı ödeme yöntemi oldu. 2007 yılında PayPal, MasterCard ile ortaklık kurduğunu açıkladı. Bu olay PayPal’ın piyasaya sürülmesini kartların kullanılmasını sağladı. Bu yılın sonunda şirket 1.8 milyar dolarlık gelir elde etti. 2010 yılında PayPal, 100 milyonun üzerinde aktif kullanıcı hesabına sahipti. Şu anda ise aktif olarak 237 milyon aktif kullanıcıya sahiptir. Zip2, X.COM ve PayPal’ı konuştuğumuza göre artık kronolojik olarak devam edebiliriz.

TESLA MOTORS

PayPal’dan 180 milyon dolar gelir elde eden Musk, girişimcilik kariyerinin ikinci seviyesinde tecrübeli olduğu yazılım alanında irili-ufaklı girişimler açarak sakin bir kariyer sürdürmeyi aklından geçirmiyordu. En başından itibaren hedefi geleceği yönlendirecek teknolojilerde sınırları aşmaktı. İlk olarak 2002’de SpaceX’i, 2004 yılında da Tesla Motors’u kurdu.

Tesla Motors, 6.3 milyon dolar sermaye ile hayata geçmişti ve ilk üretimlerini Menlo Park, California’da bir zamanlar Chevrolet bayisi olan garajda gerçekleştiriyordu. Dışarıdan üretilen parçalar burada bir araya getiriliyordu ancak seri üretim için büyük bir fabrika gerekliydi. Musk’ın o günlerde gözüne takılan Nummi tesisi, 1 milyar dolar değerindeydi.

Tesla ne kadar imkansızlıklarla boğuşsa da ilk yıllarını başarıyla tamamladı. 2008’de ilk Roadster modeli sunuldu ve 2010 sonuna kadar 1,300 otomobil satıldı. Tesla Model S karşısında büyülenen ABD hükümeti, 465 milyon dolar kredisağlamayı kabul etti. 7,000 lityum iyon batarya ile çalışan dört kapılı sedan, ait olduğu yılın çok ötesinde bir tasarımdı. 2009’da toplam 800 yüksek performanslı elektrikli otomobil üreten Tesla, bir niş olmayı başarmıştı.

Tesla’nın ilk adımlarını bu kadar başarılı kılan, yol haritasının çok iyi belirlenmiş olmasıydı. Musk, ilk olarak yüksek kalite ve performansa sahip spor model bir elektrikli otomobil üretilebileceğini gösterecekti. Ardından, BMW ve Mercedes gibi devlere rakip olabilecek bir sedan üretilecekti. Son olarak, fiyat avantajı sağlamak için seri üretime geçilecekti. En son basamak, en zorlu adımı temsil ediyordu.

Fremont, California’da yer alan Nummi fabrikası, başlı başına bir sanayi kasabası gibiydi. 510 bin kilometrekareye yayılan tesiste plastik işleme fabrikası, iki boyama tesisi, 5 kilometre uzunluğunda montaj hattı ve 50 MW enerji santrali yer alıyordu. Toyota ve General Motors tarafından 1984’ten bu yana kullanılan ve her yıl 450,000 otomobil üretilen tesis, otomotivde yeni bir döneme tanıklık etmek istiyor gibiydi. Pusuya yatmış olan Musk, Mart ayında Toyota’nın Başkanı Aiko Toyoda’dan fabrikayı görmek için izin almıştı. Lehman Brothers’ın iflasını takip eden 2009’da General Motors çoktan fabrikayı terk etmiş, Toyota ise üretimi Nisan sonunda durdurma kararı almıştı. Tanınmamak için mavi bir ceket, şapka ve güvenlik gözlükleri takan Musk, kulağa inanılmaz gelen bir teklif yaptı: 42 milyon dolar. Bir ay sonra, teklifi kabul edilmişti. Tesla, devasa tesisine kavuştuktan beş hafta sonra halka arz edildi ve 238 milyon dolar gelir sağladı. Bir anda kasasında 700 milyon dolar biriken Tesla, uçuşa geçmeye hazırdı. Bu ana kadar geçen süreç, firma için benzersiz bir tecrübe olmuş ve yıkılmaz bir temele oturmasını sağlamıştı.

Firma Ekim 2011’de Model S betayı tanıttı. 3,000 ön sipariş alan otomobil tek şarjla 500 kilometre gidebiliyordu. 0-100 km/s süresi ise 4.5 saniyeydi. Şubat 2012’de, Tesla Model X sunuldu. Otomobilin ön siparişlerinden elde edilen gelir 40 milyon dolardı. Aracın tanıtımının ardından TeslaMotors.com trafiği %2800 arttı.

Model S, Haziran 2012 sonunda piyasa sunuldu. Tam iki yıl sonra, Tesla ilginç bir karar alarak patentlerini açık kaynaklı hale getirdi. Musk, elektrikli araç üretmek için patentlerini kullanmak isteyen firmalara karşı yasal işlem yapmayacaklarını açıkladı. Sektörün sürdürülebilmesini amaçlarken, patentlerinin sakladığı teknolojiyi herkesin kullanacak gücü olmadığını da biliyordu. Daha basite indirgeyecek olursak, Elon Musk otomotivde de bir ilke imza atarak Tesla için aldığı milyarlarca dolarlık patentleri bedavaya dünyaya açtı
Herkes bu bilgilere erişip geliştirebilir. Hatta rakipleri bile. Peki bu adam neden böyle bir şey yapıyor? İşte bu soru ona yöneltildiğinde şu cevabı veriyor.

“Delikler ile dolu bir gemideyiz.Ve bu gemi su alıyor. Biz Tesla ile bu suyu boşaltan bir kova yaptık. Siz olsanız bu kovanın tasarımını paylaşmaz mıydınız?”

Tüm dünyanın örnek alması gereken bir şey bu. Eğer ben elektrikli araç üretmek istiyorum şu kadar sermayem var ve aklımda şu fikirler var derseniz Tesla Motors size her şeyi anlatacağını söylüyor. Aynı modeli yapsanız dahi. Yeter ki dünyaya bir katkınız olsun. Bu güzelliğe ulaşabilmek mutluluk verici. esla Motor hakkında bilgilendiysek Musk’ın kurduğu bir diğer güzel şirkete geçelim. Solar City’e…

Solar City, OpenAI, Hyperloop & The Boring Company

Solar City adından da anlaşılacağı üzere güneş enerjisini elektrik enerjisine çevirerek yenilenebilir enerji kaynaklarından verim sağlamak amaçlanmıştır. Musk’ın ortak kurucusu olduğu SolarCity markasının piyasaya sürdüğü panellerin verimlilik oranı %22. Bu oran, somut olarak, panele gelen güneş ışınlarının %22’sinin elektrik enerjisine dönüştürüldüğü anlamına gelmektedir. NASA’nın neredeyse %50 verimliliğe sahip panelleri ile kıyaslandığında %22 oranı düşük bir oran olarak algılanabilir. Ancak NASA’nın kullandığı paneller aşırı derecede pahalı ve kötü hava koşullarına karşı korunaklı değiller. Bu yüzden kıyasladığımız zaman Musk’ın güneş panelleri çok daha doğru bir seçim oluyor. Bu arada belirtmekte fayda vardır ki, Musk’ın bu konuda temel hedefi Amerika Birleşik Devletleri’ndeki her evin çatısını güneş panelleri ile kaplamak.

Sanırım Solar City’i, Tesla Motoru ve Space-X’i çoğumuz biliyorduk. Fakat bir de pek ön planda olmayan 2 şirket daha var Musk’ın kurucusu olduğu. Birisi OpenAi. Diğeri ise, Hyperloop & The Boring Company.

OpenAI’den başlayalım.

OpenAI, kar amacı gütmeden, özellikle öğrenme ve üretkenlik konularına yoğunlaşarak robotik modeller üzerinde çalışmalar yapan ve yapay zeka araştırmaları yürüten bir şirkettir. Bünyesinde bulunan 60 bilim insanı ve mühendis, şirket tarafından çalışmalarını makale, blog yazısı veya kod olarak yayınlamaya teşvik edilmektedir. Patentlerini ise dünya ile paylaşmaktalar. Çalışmaları arasında birçok kişinin işine yarayacak ‘ev işlerine yardımcı olacak robotlar üretmek’ de var. Edindikleri ‘’ürettiklerimizle pay sahipleri yerine herkes için değer yaratmak’’ ve ‘’en düşük seviyede harcamalarla araştırma yapmak’’ gibi amaçlarından dolayı şirketin bilim ve teknoloji dünyası için önemini bir kez daha anlamış oluyoruz.

Geçelim bence çok etkileyici olan Hyperloop ve The Boring Company’e.

Şehirlerarası yolculuğu bir saatin altına indirmeyi hedefleyen ve The Boring Machine ile Los Angeles altında tünel kazmaya başlayarak trafiğe olan tahammülsüzlüğünü açıkça ortaya koyan Musk, anlaşılacağı üzere birçoğumuz gibi süper hızlı yolculuk hayali kuran bir isim. Bu konuda insanlığa sunduğu çözüm ise ‘Hyperloop’. Hyperloop, bizzat Musk tarafından 2013 yılında sunduğu rapor ile gündeme geldi. Musk, “beşinci ulaşım sistemi” olarak tanıttığı Hyperloop’un kendisinden önceki ulaşım araçlarını geride bırakacağını ve şehirlararası yolculuğun hiç olmadığı kadar kolaylaşacağını öne sürmüştü. The Boring Company şirketi ise Hyperloop ile iç içe. Musk’ın 2016 yılında kurduğu şirket, Hyperloop gibi yeni ve yüksek hızlı taşıma sistemleri için yeraltında tünel ağları oluşturuyor. Birkaç hafta önce şirket, New York ile Washington arasını 29 dakikaya indirecek olan Hyperloop tünelleri için ABD hükümetinden onay almıştı. Normalde New York – Washington arası 4 saate yakın sürüyor. Yani neredeyse 8 kat hızlı bir araç olan Hyperloop için kurulmuş bu 2 şirketi de öğrenmiş olduk.

Space-X, Elon Musk’ın hayatı kadar önemli ve detaylı bir şirket olduğu için onu ayrı bir başlık altında en kısa zamanda sizlere sunmak için şimdiden çalışmaya başladım bile. Space-X’e Kadar Elon Musk serimiz bu yazı ile sonlandı. Kafasında hâlâ soru işareti olan, dahasını merak eden okuyucularımız için biraz altta iletişim adreslerim bulunuyor. Elon Musk hakkında aklınıza ne gelirse sorabilirsiniz. Benden şimdilik bu kadar. Esen kalın. 🙂

Bir cevap yazın

tr_TRTürkçe
en_USEnglish tr_TRTürkçe