19. Yüzyılda Sanat

Tahmini Okuma Süresi: 3 dakika
Fransız İhtilali ve Sanayi Devrimiyle başlayan bu dönemde makineleşme artmış, kalabalık insan gruplarının yaptıklarını artık az sayıda makine yapar olmuştur. Dolayısıyla zanaatçılığa verilen önem azalmış ve zanaat değer kaybetmiştir. Kırsal alanlarda hızlı bir şekilde kentleşme başlıyor olması insanların gereksinim duyduğu çok sayıda yeni binanın yapılmasını zorunlu kılmıştır. Tam bu noktada zanaatın geri plana düşmesiyle ön plana çıkan üslup kavramları kendini mimaride göstermiştir. Uzun süredir, sipariş edilen tablolardaki beklentiyi karşılamak için aynı şeyleri tekrar eden insanlar bundan sonra karşısındakini şaşırtmak ve merak uyandırmak için çabalayacaktır. Çünkü zanaatın uzun süren ve tek düzeliğe giden yolda epey vakit değer görmesinin nedeni, toplumun alıştığı kurallardan, yerini korumak için ödün vermeyen sanatçıların olmasıydı. Ama şimdi de kuralları yıkmak isteyenlere karşı çıkanlar ve yeniliğe ayak uydurmak isterken niteliksiz eserler üretenler yok değildi. Böyle bir ortamda, sanat zamansız eserler üretmek için artık öğrenileni olduğu gibi değil görüleni resmedenlerin yaptığıdır. Bunun en basit örneklerini de bu dönemde montmartre kafelerinde sanat konuşan insanlarda görebiliriz. Yukarıda bahsedilen bu fikirlerin yerleşmesi elbette bir anda gerçekleşmedi ve bunda başlıca üç devrim etkili oldu. Bunlar sırasıyla; 1) Delecroix 2) Courbet 3) Edouard Manet

Delecroix

Bu dönemde büyük tarzı destekleyen Ingres ve çevresindekiler Poussin ve Raffaello’ya hayrandılar. Karşı görüşteki isim ise Eugene Delacroix’ti. Delacroix eski kuralların tek gerçek kabul edilmesini yanlış buluyordu. Venedikli sanatçıları ve Rubensi seviyordu ama kendisi daha çok Constable ve Camüle Carot’a hayrandı denilebilir. Constable yeşil rengin diğer renkler bir arada olduğunda uyumsuzluk yarattığını söyleyen büyük tarzı destekleyen kesime katılmadı. Camüle Carot ise farklı yoğunluktaki aynı renkler yerine farklı renkleri kullandı. Bu sırada klasikten de faydalanmayı eksik etmedi. Bunu dini temsil eden resimlerinin olmasından anlayabiliriz.

Courbet

Bu dönem içinde 2. Olan ve sıradaki ele alacağımız devrim ise konuyu ön planda tutuyordu. Toplumda ön planda olan insanların konu edinildiği bir tablo muhteşem olmak zorunda yargısı rafa kalktı. 1848’te Constable’yi izlemeye gelen bir kalabalıkta yer alan François Millet “Başak Toplayan Kadınlar”ı yaptı. Böylece soylu kişiler dışındakileri kötü ve aciz göstermek de artık tarih olmaya başladı. Artık insanlar yavaş yavaş gerçeği aramaya başlamıştı. Bu akımın adını koyan ise Gustave Courbet’tir. 1855 yılında şahsi sergisini “Le Realisme” adını verdi. Gördüğü gibi resmetme bir adım daha öne gitti ama Rosetti’nin de aralarında bulunduğu bazı İngilizler farklı bir yol izledi ve Ön Raffaellocu Kardeşlik derneğini kurdu. Amaçları Raffaelloculardan önceki döneme gitmekti. Çünkü sanatın rotasından saptığını düşünüyorlardı. Her şey buraya kadar normaldi yeni tarzı destekler gibi görünüyorlardı ancak ilham alırken onlar gibi olmaktan kaçamadılar.

Edouard Manet

1863 yılında Edouard Manet tarafından yapılan Kırda Öğle Yemeği ve diğer iki tablo Salon’a kabul edilmedi. İlk adı Banyo olan Kırda Öğle Yemeği tablosu birçok alışılmadık unsur barındırıyordu ve bu yüzden modern sanatın başlangıcı için önemi büyüktür. Günümüzde Paris’te Orsay Müzesinde sergilenmektedir. Bu tablo ile birlikte birçok eserin de reddedilmesi üzerine 1874’te bir fotoğrafçının atölyesinde Reddedilenler Sergisi (Salon des refuses) adıyla bir sergi açıldı. Ancak eleştiriler gittikçe arttı ve sergiyi alay etmek için ziyaret eden birçok kişi oldu. Bu kişilerin içerisinde de bir gazeteci olan Louis Leroy, Claude Monet’in Impression: Soleil Levant (İzlenim, Gün Doğumu) adlı tablosundan esinlenip bu sergiye katılan sanatçılara İzlenimciler diye hitap ederek onları küçümsemek istedi. Ancak kısa bir süre sonra sanatçıların da kendilerine denilen bu adı kullanmasıyla geniş kitlelere yayıldılar. Empresyonistlerin tablolarına baktığımızda amaçlarının anı yakalamak olduğunu ve betimlemelere karşı oldukları için yapıtlarında ışık ve gölgenin ön plana çıktığını görürüz. Bu sabah ve akşam aynı yeri resmettiklerinde bildikleri gibi değil de gördükleri gibi resmetmelerini sağlıyordu. Tabii bu kolay bir iş değildi çünkü doğa sürekli bir değişim içindedeki Gölge boyları ve ışığın gelme açısı gün boyunca sürekli değişir. Bu yüzden ressamlar hızlı fırça darbeleriyle çalışmalarını tamamlamak zorundaydı. Bu da tablolara ilk bakıldığında bakanda uğraşılmamış gibi hisler uyandırır. Ancak resimlere uzaktan bakıldığında daha gerçekçi gelecektir. Dolayısıyla artık resmedilen her ne olursa olsun tek renk ve biçimde yapılması fikrinin yavaş yavaş sonuna geliniyordu. Ayrıca bu dönemde izlenimci sanatçıların seviye atlamasında etkili olan iki unsur vardır. Bunlardan biri şipşak fotoğrafların çekilebilmesidir çünkü fotoğraf makinesinin daha iyi ve ucuza yaptığı bir şeyde kimse tablo satın almaya yönelmezdi. İkincisi ise Japon baskı resimleridir (estamp). Ticaretle birlikte Empresyonistler estamp ile tanışmıştır.

Bir cevap yazın

tr_TRTürkçe
en_USEnglish tr_TRTürkçe