Lisanların Ömrü: Oluşum ve Farklılık

Tahmini Okuma Süresi: 2 dakika

Dil

Dil, genel olarak kendimizi ifade etmemizi sağlayan, ihtiyaçlarımızı ya da isteklerimizi çevremizdekilere iletme aracımızdır. Dil de insanlar gibi doğar, yaşar ve ölür. Şu anki bilgilerimiz 7000 tane dilin oluştuğunu ve bu dillerin 32 dil ailesi içinde yer aldığını gösteriyor. Dünya üzerinde neden bu kadar çok dil olduğunu inceleyeceğiz. Aslında bunun gerçek cevabını bilmiyoruz. Teoriler ve efsaneler ile bilimin kıyılarından uzak bir yaklaşım sunmaya çalışacağız.

Efsane Odur Ki

Diller ile ilgili birçok efsane olsa da en bilinenlerinden birine odaklanalım. Babillerin zamanında herkes aynı dili konuşmaktaydı. Babiller, Tanrı’larına ulaşmak için Babil Kulesi’ni inşa etmekteydiler. Bu efsane der ki Tanrı kendisine ulaşma çabasını kendini beğenmişlik olarak görür. Ve bu kendini beğenmişlerin birbirini anlamaması için dillerini karıştırır. Böylece dünya üzerinde, birbirinden bağımsız diller doğar.
İhtiyaç Mekanizması: Hemfikir Düşünce
İnsanlar dünya üzerinde yayıldıkça gereken kelimeler arttı. Bu yüzden topluluklar birbirinden bağımsız olarak yeni kelimeler türetti. Örneğin çöldeki insanlar sıcak için tanımlama bulmak zorundayken, orta iklimdekilerin farklı tanımlama yapmaları gerekti. Hayvanlar, sıcaklıklar, istekler, ihtiyaçlar değiştikçe yeni kelimeler üretildi. Topluluklar, şu anki gibi birbiriyle bu denli etkileşimde olmadığı için de diller oluştu. Bu yine dilbilimcilerin neredeyse tamamının hemfikir olduğu düşüncedir.

Lehçe, Şive, Ağız

Dünya üzerindeki birçok konuşulsa da aynı dili konuşan insanlar da birbirini anlamayabilir. Bunun nedeni lehçe, şive ya da ağız olabilir. Lehçe, bir dilin coğrafi, siyasi, ve bölgesel nedenlerden dolayı yapı ve söz bakımından değişmesidir. TDK’de diyalekt olarak da geçmektedir. Türkçenin Yakutça ve Çuvaşça adında iki tane lehçesi vardır. Lehçeyi farklı dil olarak saymalıyız diyen dilbilimciler de bulunmaktadır.
Şivenin oluşumu lehçeyle benzer olsa da onun kadar keskin değildir. Bu yazının dili üzerinden örnek vermek gerekecek olursa Türkiye Türkçesinde “Yeni yılınızı kutlarım” cümlesini, Kırgız Türkçesi kullanan kişiler “Cangı cılıngız kuttu bolsun” diyerek ifade eder. Bu yüzden ikisi de Türk olsa da ikisinin de dili Türkçe olsa da bu, anlaşmalarına yardımcı olmaz.
Bizim genelde kullandığımız Ege şivesi, Karadeniz şivesi tabirleri yanlıştır. Buna ağız denir. Ağız, sınıflara, bölgelere göre, cümle ve yapıların değişmesidir. Farklı ağzı kullanan kişilerin birbirini anlama olasığı lehçe ya da şiveye oranla daha fazladır. Doğu Anadolu ve Güney Anadolu’da, mezarlığa ölülük, susama küncü denilebilir. Şivelerin anlaşılması zor ya da kolay olabilir.

Anlamak Yetmez

Bunların hepsi çok önemli olsa da anlaşabilmek için aynı dili konuşmaya gerek yoktur.”Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşır” der Mevlana. Anlaşmak için aynı şeyleri düşünmek ya da hissetmek yeterlidir. Bu yüzden midir ki insanların çevresindekileri anladığı halde anlaşamaması?

Bir cevap yazın

tr_TRTürkçe
en_USEnglish tr_TRTürkçe