Sen Sen Değilsin: Mikrobiyota

Tahmini Okuma Süresi: 2 dakika

   Bizler artık bilim dünyasının bize sunduğu bilgilerin ışığında tamamen hücrelerden oluştuğumuzu kabul etmiş durumdayız. Bilim dünyasının bize kazandırdığı bilgiler hızla artarken bir yandan bazı sapmalara veya bilinçli saptırmalara da önayak olabiliyor. İşte bakteriler konusu bu konunun en önemli konularından bir tanesi. Her gün reklamlarda bakterilerin %99 unu öldürdüğünü bize gururla sunan markaları izliyoruz. Fakat bakteriler ölünce ne olur? Bakterilerin hepsini öldürsek hiç hasta olmaz mıyız?
   

   Bakteriler aslında dünyamızın önemli bir parçasıdır. Geleneksel olarak yaptığımız birçok şeyi bakteriler sayesinde yaparız. Zaten biz her ne kadar egomuza yenik düşerek Dünya gezegeninin efendisi, her yere yayılarak en çok bireye sahip olan canlının insan olduğunu düşünsek de bakteriler bize bu konuda çoktan nal toplattırmıştır. Özellikle bakterilerin hızlı jenerasyon üretme yetenekleri sebebiyle onları tamamen yok etmek mümkün değildir. Üstelik mümkün olmadığı gibi faydalı hiç değildir.

Mikrobiyota Nedir?

   Bakterilerin her yerde olduklarını biliyoruz. Ancak gözden kaçırdığımız aslında bizim vücudumuzda bulunan bakteriler. Evet, yanlış duymadınız her canlının vücudunda olduğu gibi bizlerin de içinde mikro boyutta bambaşka bir dünya bulunuyor. Bu size ilk bakışta iğrenç hatta sağlıksız gelebilir, onları öldürmemiz gerektiğini düşünebilirsiniz. Fakat gerçek şu ki onlar bizim en yakın dostumuz ve onlarla iyi geçinmek zorundayız. Hastalıkların birçoğu bu mikrobiyota adını verdiğimiz iç dünyadaki savaşlar, kıtlıklar gibi olayların sonucudur.
    

   Bu bakterilerin asıl yaşam alanı hatta Dünyamıza benzetmek gerekirse Çin, Hindistanı için bağırsak güzel bir örnek olacaktır. Bazı araştırmalara göre bağırsağımızda yaklaşık 2kg bakteri taşıyoruz. Bakterilerin ne kadar küçük ve hafif olduğunu göz önüne alınca dudağınızın uçuklaması çok olasıdır. Başlıkta da söylediğim gibi sen aslında sen değilsin. 100 trilyon gibi astronomik bir rakamla ifade edilen bu bakterilerin sayısı insan hücrelerinin sayısının 10 katına tekabül etmektedir. Yani aslında vücut sınırlarının içinde bulunan hücrelerin çoğu senin hücren bile değil

Neden Onları Öldürmüyoruz?

   Biz insan ırkı olarak öldürmeye çok yatkınız. Bizden olmayanı öldürmek artık maalesef bir içgüdü haline gelmiş. İster evrimsel miras deyin ister içgüdü, bu alışkanlığımız bize ilk bakışta bakterilerin hepsini öldürmemizi dikte ediyor. Fakat aslında yapılacak en son şey bu. Çünkü onlar olmadan bizim hayatta kalma şansımız yok.
   

   Bağırsaktaki bu büyük mikrobiyatının bilinmediği zamanlarda tıbbın kurucularından Hipokrat bütün hastalıklar bağırsakta başlar demişti. Hipokrat mikrobiyota uzmanı mıydı bilinmez ama bugün söylediğinin ne kadar doğru olduğunu anlamış durumdayız. Birbiri ile çok alakasız görünen birçok hastalığın aslında bağırsak mikroplarımızın sağlıksız durumları sebebiyle olabileceği gerçeği bugün tıbbın karşısına çıkan en şaşırtıcı şeylerden biridir.
Başka bir deyişle bırakın onları öldürmeyi onlara çocuğumuz gibi bakmak zorundayız. Bu topluluğun bize kattığı çok şey var. Bunların içinde; gıdaların sindirimi, vitamin üretimi, bağırsak inflamasyonunun önlenmesi, bağışıklığın desteklenmesi, ideal ağırlığın korunması, beyin fonksiyonları gibi görevler bulunmaktadır. İşte mikrobiyotanın bozulması ile ilişkilendirilen bazı hastalıklar:
• Astım
• Otizm
• Kanser
• Çölyak hastalığı
• Kolit
• Diyabet
• Egzama, akne, rozase, ürtiker gibi deri rahatsızlıkları
• Kalp hastalığı
• Obezite ve Kilo Artışı
• Hassas Bağırsak Sendromu (IBS)
• Gıda allerjileri/duyarlılığı
• Sık soğukalgınlığı, sinüzit, bronşit
• Düşük enerji
• Kronik yorgunluk
• Beyin hastalıkları (Alzheimer, otizm, multipl skleroz, Parkinson, migren, depresyon, anksiyete, düşünce bulanıklığı)
• Otoimmün hastalıklar – bağırsak duvarının sistemik inflamasyonuyla tetiklenebilir (Hashimoto tiroiditi, romatoid artrit, lupus, psöriyazis)
• Kandida çoğalması

Beynimizde de Varlar

   Son olarak ABD Birmingham’daki Alabama Üniversitesinden araştırmacılar beynimizde de bakterilerin bulunabileceğine yönelik bazı bulgular tespit ettiler. Henüz derinlemesine araştırılmasa da beynimizin kendisine özgü bir mikrobiyotası olma olasılığını ciddi bir şekilde gündeme getirdi. Bu bakterilerin beyne özgü oldukları zannediliyor. Beynin çeşitli bölgelerine yayılan bu bakteri türünün daha çok hipokampus ve prefrontal korteks kısımlarında yoğun olduğu görülmüş. Bu araştırma derinleştikçe daha çok bulgu elde edeceğiz ve beyin araştırmaları için oldukça önemli sonuçlar bulabileceğiz.


Mikroskobunuz olmasa bile mikrobiyotanıza iyi bakın!

Ekrem Mücahit Doğdu

Bilimlendin.com kurucusu. Üsküdar Üniverisitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) öğrencisiyim. Çok küçük yaşlardan itibaren bilimle ilgiliyim. Bu alanda bir şeyler yapmak, öğrenmek ve öğrendiklerimi insanlara aktarmayı çok seviyorum. Kendi bilim alanım dışında astrofizik ve modern fizik ile de ilgiliyim.

Bir cevap yazın

tr_TRTürkçe
en_USEnglish tr_TRTürkçe