Space-X’e Kadar Elon Musk -2

Tahmini Okuma Süresi: 5 dakika

İlk bölümde Elon Musk’ın kim olduğunu, nasıl bir hayali olduğunu ve bugüne kadar attığı adımların başlıklarını gördük. Bugün ise doğduğu yere yani Güney Afrika’nın Pretoria kentine döneceğiz. Nasıl bir çocuktu? Neler yapardı? Okul hayatı nasıldı? Nasıl hayalleri vardı? O zamanlar insanlarda nasıl bir iz bıraktı? Bunu göreceğiz.

Musk 1971 yılında Johannesburg’a çok uzak olmayan Pretoria’da dünyaya geldi. Güney Afrika sıklıkla gerilim ve şiddetle kaynarken ırk ayrımcılığının ürkütücü havası çocukluğu boyunca üzerindeydi. Neredeyse kendini tanıdığı ilk günden beri çevresinden bir kaçışı planlamış ve kişiliği ile hayallerinin gelişeceği bir yer hayal etmişti. Amerika’yı fırsatlar diyarı ve hayallerini mümkün kılacak bir platform olarak görüyordu. Musk yirmili yaşlarında Amerika’ya ulaştığında bu olay atalarının köklerine bir dönüşü işaret etmişti. Musk anne tarafındaki İsviçre-Alman soyadı Haldeman’ı taşıyan ataları Avrupa’dan New York’a göç etmişti.

Musk ilk ismini 1872’de doğan büyük-büyükbabası John Elon Haldeman’dan almıştı. John Elon oğlunun yani Musk’ın büyükbabasının doğumundan iki sene sonra şeker hastalığına yakalandı. Daha 32 yaşında iken 6 ay ömrü kaldığını öğrendi. Eşi Almeda, geçmişte edindiği sınırlı hemşirelik bilgileri ile John Elon’ın yaşamını uzatacak bir iksir ya da tedavi keşfetme görevini aldı. Sonunda ise John Elon eşinin çabaları ile 5 yıl yaşadı. Doktorların verdiği sürenin tam 10 katı uzun bir süre yani. Ömür veren bu prosedür Almeda’ya karyopraktik eğitimi ve sonrasında Karyopraktik Doktoru unvanı kazandırdı. Sonrasında ise kendi kliniğini açtı ve Kanadanın ilk Kayropraktik uzmanı oldu.

John ve Almeda çiftinin tek çocuğu olan Joshua Norman Haldeman ise Kanadalı bir dansçı olan Wyn ile evlendi. Sonrasında ise her zaman peşinde olduğu yapacak yeni bir şey arayışı kapsamında uçmaya başladı ve kendi uçağını satın aldı. Doktor ve politikacı olan Joshua Norman Haldeman, Kanada’nın ahlaki karakterinin kötüye gitmeye başladığını ileri sürerek varını yoğunu birkaç ayda sattı ve eşi Wyn ile Güney Afrika’ya yerleşmeye karar verdi.

Joshua Norman Haldeman, 1974 yılında 72 yaşında iken Güney Afrika’da uçağı ile iniş çalışması yaparken 2 direk arasında gerilmiş olan telleri görmedi ve uçağın tekerlekleri o tellere takılınca uçak ters döndü ve Joshua Norman Haldeman orada boynu kırılarak vefat etti. Elon o zamanlar yeni yeni yürümeye başlamış bir çocuktu.

Elon’ın annesi Maye Musk ebeveynlerini örnek alarak büyümüştü. Gençliğinde bir inek olarak görülürdü. Matematik ve bilime bayılırdı. Ancak 15 yaşına geldiğinde insanlar onun başka özelliklerini de dikkate almaya başladılar. Maye çok güzeldi. Miss Güney Afrika güzellik yarışmasında finale kalmıştı. Maye modellik yapmaya 60’lı yaşlarına kadar New York ve Elle gibi dergilerin kapaklarında ve Beyonce’un video kliplerinde boy göstererek devam etti.

Maye ve Elon’ın babası Errol Musk aynı mahallede büyümüşlerdi. İlk defa karşılaştıklarında 1948 doğumlu Maye 11 yaşındaydı. Evlilikleri başlangıcından itibaren karmaşıktı. Düğünlerinin üzerinden 9 ay 2 gün geçmişken 28 Haziran 1971’de Elon’ı dünyaya getirdi. Pretoria’da düzgün bir hayat kurmuşlardı. Maye diyetisyendi. Errol ise makine ve elektrik mühendisiydi.

Elon meraklı ve enerjik bir ufaklığın tüm özelliklerini taşımaktaydı. Şaşırtıcı olan şey ise Elon’ın bazen transa sürükleniyor gibi görünmesiydi. İnsanlar onunla konuşuyordu ancak gözlerinde uzaklara bakan sabit bir boş bakış olduğunda sözler ona ulaşmıyordu. Bu o kadar sık oluyordu ki ailesi ve doktorlar sağır olabileceğini düşünmüştü. Annesi Maye, “Bazen etrafındakileri hiç duymuyordu.” demişti. Doktorlar Elon’a bazı testler yaptı ve çocuklarda duyma kabiliyetini geliştirebilen uygulama olarak geniz etini almaya karar verdi. Maye hiçbir şeyin değişmediğini söyledi. Elon’ın durumu zihnindeki bağlantılar ve işitme sisteminin nasıl işlediği ile ilgiliydi. Maye konu ile ilgili “Zihninde dalıyor ve sonrasında onun başka bir dünyada olduğunu görüyorsunuz. Bunu halen yapıyor. Şimdilerde onu rahat bırakıyorum çünkü biliyorum ki yeni bir roket ya da başka bir şey tasarlıyordur.” dedi.

Elon’un genç biri olarak karakterinin en çarpıcı yanı okuma dürtüsüydü. Çok küçük yaşlardan itibaren elinde sürekli bir kitap var gibiydi. Erkek kardeşi Kimbal bununla ilgili olarak şunları söylemişti: “Günde 10 saat kitap okumak onun için alışılmış bir durumdu. Eğer hafta sonu ise günde 2 kitap bitirebiliyordu.” Aile sıkça alışveriş turlarına çıkardı ve bunların ortasında Elon’ın kayıp olduğunu fark ederlerdi. Maye ya da Kimbal en yakın kitapçıya fırlayarak Elon’ın dükkanın arka tarafına yakın bir bölümünde oturmuş, trans benzeri hallerinden birinde kitap okurken bulurlardı.

Elon büyüdükçe öğleden sonraları ikide okuldan çıkıp kendi başına kitapçılara girmeye ve anne ile babasının işten döndüğü akşam saat altıya kadar orada vakit geçirmeye başladı. Bilim kurgu kitapları ve sonrasında da çizgi romanlar arasında gezinti yapar ve sonra da kurgu olmayan başlıklara geçerdi. Elon “Bazen beni dükkandan dışarı atarlardı.” Dedi bu zamanlar ile ilgili olarak. Favori kitapları arasında Otostopçunun Galaksi Rehberi, Yüzüklerin Efendisi serisi ve Isaac Asimov’un Vakıf serisi bulunuyor.

Annesi Maye, “Eğer bir sorumuz olursa kız kardeşi Tosca hep “Dahi çocuğa sorun.” derdi. Ona her konuda hakkında sorular sorabiliyorduk. Cevapları biliyordu.” demişti. Maye, Elon’ın kardeş ve kuzenleri ile bir gece dışarıda oynarken yaşadığı bir anısını anlatıı. Aralarından biri karanlıktan korktuğu zaman Elon’ın kuzenine “karanlığın aslında ışığın yokluğu” olduğuna dikkat çekmişti ancak bu gerçek, korkmuş olan çocuğu pek de teselli etmemişti. Bir genç olarak Elon’ın sinir bozucu tavrı ve sürekli insanları düzeltmesi diğer çocukları ondan uzaklaştırdı ve onun da diğerlerinden uzak durmasına neden oldu.

Bir süre sonra Errol ile Maye Musk boşandılar ve Elon babasının yanında yaşamaya karar verdi. “Annemin yanında üç çocuğu da varken babamın yanında kimse yoktu. Bu pek de adil değildi.” Demişti bu durum hakkında. Sonrasında erkek kardeşi Kimbal’da babasının yanına yerleşecekti.

Babaları Errol, Elon hakkında kendisine ulaşılmak istendiği zaman e-mail ile cevap verdi. “Elon benimle evde iken oldukça bağımsız bir çocuktu. Güney Afrika’da daha kimse ne olduğunu bile bilmiyorken Elon bilgisayar bilimini çok seviyordu ve yeteneği, 12 yaşına geldiği zaman herkes tarafından bilinir oldu. Elon ve kardeşleri her babanın arzu edeceği şekilde örnek çocuklardı ve halen öyledirler. Elon’un başardıklarından dolayı onunla gurur duyuyorum.” demişti bu mailinde.

Elon on yaşına geldiğinde Johannesburg’ta Sandton Alışveriş Merkezinde ilk defa bir bilgisayar gördü ve o anda bu makinenin insanların istediğini yapabilecek şekilde programlanabileceğini hissetmişti. “Bundan bir tane almam gerekiyordu ve babamın peşini kovaladım bunu alabilmek için.” demişti ve çok geçmeden 1980’de satışa çıkan Commodore VIC-20’si olmuştu. Elon’ın bu bilgisayarının sadece 5 kilobayt hafızası vardı. Bilgisayar yanında BASIC programlama dili hakkında bir alıştırma kitabı ile birlikte gelmişti. Elon, “Kitaptaki tüm konuları bitirebilmek için 6 ay gibi bir süre gerekliydi. Ben 3 gün boyunca hiç uyumadan bu kitap üzerinde çalıştım ve tamamını bitirdim. O ana kadar gördüğüm en zorlayıcı işti.” dedi.

Elon ve Kimbal 15’li yaşlarına geldiklerinde bir öğleden sonra merdivenlerde yemeklerini yerken bir çocuk Elon’a sataşmaya karar verdi. Çocuk Musk’a arkadan yaklaştı ve kafasına tekme attı ve sonrasında merdivenlerden aşağı yuvarladı. Musk yuvarlanarak aşağı düştü ve birkaç çocuk onu tekmelemeye başladı. Elon kendinden geçti ve Kimbal aşağıya koştuğunda Elon’ın yüzü kan ve şişlikler içindeydi. Elon hastaneye götürüldü. 1 hafta sonra okula tekrar başlayabildi. Yediği bu dayak yüzünden burnundan ameliyat da olmuştu. Musk 3-4 yıl boyunca bu zorbalıklara dayanmak durumunda kaldı. Musk’ın en yakın arkadaşı olarak gördüğü çocuğu, bir daha Musk ile takılmamayı kabul ettirene kadar dövdüler. Musk bununla ilgili olarak konuşulduğu zaman o yaşadığı seneleri hatırladığında sesi titremiş ve gözleri dolmuştu.

Musk’ın sınıfındaki çocuklar onu sevimli, sessiz ve çok da harika olmayan biri olarak hatırlamaktadırlar. Bazı derslerde Elon’ın arkasında oturan Deon Prinsloo “Sınıfta en zeki olarak bilinen 4-5 kişi vardı ve Elon onlardan birisi değildi.” dedi. Bir diğer sınıf arkadaşı Fourie ise, “Dürüst olmak gerekirse onun milyarder olacağına dair hiçbir işaret yoktu. Okulda hiçbir zaman bir lider konumunda olmamıştı. Ona ne olduğunu gördüğümde çok şaşırmıştım.”

Okuldan bir çocuk olan Ted Wood, Musk’ın okula roket maketleri getirdiğini ve bunları ateşlediğini hatırlamaktadır. Bu onun arzuladığı tek konu değildi. Elon fen dersindeki bir münazara esnasında fosil yakıtlara karşı güneş enerjisini savunurken dikkatleri çekmişti.

Yıllar boyunca Elon ile temasını sürdürmüş olan Terency Beney, Musk’ın diğer gezegenleri kolonileştirme konusunu daha lisedeyken hayal etmeye başladığını söylemiştir.

Bu bölümde Musk’ın çocukluğundan, gençliğinden, ailesinden ve Musk’ın hayallerinden bolca bahsettik. Musk 17 yaşına geldiğinde Kanada’ya gitmek üzere Afrika’dan yani doğduğu yerden ayrıldı ve biz de bunu 3. bölümde anlatmaya devam edeceğiz. Esen kalın.

Bir cevap yazın

tr_TRTürkçe
en_USEnglish tr_TRTürkçe