Taş Devri’ne Giren Maymunlar – Evrim Ortaklığı

Tahmini Okuma Süresi: 3 dakika

Kültür Karmaşıklığı

Herkesin bildiği üzere insanlar evrim geçirmeden önce de evrim geçirdikten sonra da bir takım aşamalar, tabiri caizse sosyal dönemler geçirmiştir. Özellikle mağara duvarlarına kazınmış karelerden anlaşılacağı üzere bir dönem insanlar mağaralarda yaşayıp vahşi hayvanlar ile mücadele ediyordu. Yaklaşık 70 bin yıl kadar önce bugünkü insanlar yani Homo sapiensler tanımlanması zor ve oldukça karmaşık yapılar oluşturdular. Daha sonraları kültür adı verilen bu yapılar git gide karmaşıklaşmaya ve hatta git gide insanları ayrıştırmaya başladı. Bunun en büyük etkeni yerleşik hayattır. Yerleşik hayata geçildikten sonra açlık korkusu büyük oranda azalmıştır. Oysa şimdiki yaşamımızdan uzaklaşıp 2 milyon yıl öncesine seyahat edecek olsak orada göreceğimiz atalarımız da içgüdü ve davranış yönünden bizimle büyük bir benzerlik göreceksinizdir. Muhtemelen sizinle karşılaştıklarında verecekleri ilk tepki yavruları koruma endişesi ile kaçışmak olacaktır. Maalesef o zamanlar muhtemelen bu kadar vahşi değildik. Avcılık ve toplayıcılık faaliyetlerinden önce bir çeşit leşçi hayat sürdürüyorduk. Fakat şüphesiz annenin gözlerindeki koruma içgüdüsünü hissedebileceksiniz.  Buraya kadar canlılar arasında pek bir ayrıcalığımız yok gibi duruyor. Çünkü sonuç olarak bunların hepsini maymunlar, babunlar hatta ve hatta filler de yapıyordu.

İnsanın Farkı

Zaman içerisinde daha ayrıcalıklı bir konuma geçmemiz öyle bir anda olmadı. Eminiz ki hiçbir canlı türü de kafalarını kaldırdıklarında gördükleri cisimlerin hakkında bu kadar bilgi sahibi olacaklarını, bir gün ay üzerine ayak basacağını bilemezdi. Fakat asıl kritik nokta yerleşik hayata geçilmesi idi. Artık vahşi hayvanlar ile besin rekabeti yerine sadece bulundukları konumu savunmak için karşı karşıya geliyorlardı. Topraktan gelen mucizenin bir türü bu kadar değiştireceğini kim bilebilirdi? Toprağın işlenmesinin öğrenilmesi ile birlikte artık insanlar günlerini bu şekilde geçirmeye başladı. Dolaşıp toplayıcılık yapmanın vakti artık geçmişti. Üstelik hiçbir zaman adını bilemeyeceğimiz bir kadının çöplüğe attığı tohumların daha hızlı geliştiğini keşfetmesi ile gübre kültürünün gelişmesi sağlandı. Besin bulmak için daha az vakit harcayan insanlar artık daha fazla boş vakte sahipti ve işte kendilerini artık diğer hayvanlardan ayıran şeyleri yapmaya başladılar. Eşyalar üretmek için bir takım taşları yontmaya başladılar. Devasa evrim tarihi ile karşılaştırıldığında çok yakın bir tarihte taşların işlenmeye başlanması gelişmeleri çok fazla hızlandırdı. Sonuç olarak da o zamana kadar kat edilen yolun kat be kat fazlasının kat edilmesini sağladı. İşte Taş Devri’ne geçilmesinin önemi bu denli büyük. Şimdi asıl konumuza geçelim.

Şempanzeler ve Taşlar

Çoğu zaman diğer hayvanların zekâsını küçümsüyoruz. Çünkü çoğu hayvanın yapabildiklerinden haberdar bile değiliz. İnsanlar bu çağda tüm canlılar üzerine şüphesiz en dominantı fakat bu da doğal seçilimin kaçınılmaz bir sonucu olmaktan öte bir şey değil. Şöyle ki bugünkü insan, doğaya korumasız bir şekilde, aynı diğer hayvanlar gibi anadan doğma şekilde bırakılırsa hayatta kalma süresi yalnızca birkaç ay olur. Çünkü bizim evrim ile kazanmış olduğumuz ne soğuğa dayanabilecek bir kürkümüz ne de kendimizi savunabilecek bir silahımız yok. Bizler vahşi doğada hayatta kalabilmek için mutlaka beynimizi kullanmalı ve etrafımızdaki potansiyel silahları iyi kullanmalıyız. Beynimizi kullanmak üzerine evrim geçirmişiz. İşte maymunlar da aslında aynen bu şekildedir. Onların evrim hediyelerinin bizden daha vahşice olduğu çene yapısı ve pençelerinden kolaylıkla anlaşılabilir. Fakat yine de çoğu yırtıcıdan korunmalarının yolu etraftaki eşyaları kullanmaktan geçiyor. Gelen bir yırtıcıya taş fırlayabilirler. Fakat yeni yeni o taşları fırlatmaktan daha güzel şeyler yapabileceklerini keşfetmeye başlıyorlar.

Brezilya, Tayland sahilleri veya Afrika yağmur ormanlarında bu tip bazı insanlar tarafından yapılmamış aletler bulundu. İşte bunlar bazı maymunların özellikle şempanzelerin taş devrine girdiklerine kanıt olarak gösterilebilecek ciddi kaynaklardır. Hatta ve hatta yapılan bazı araştırmalar gösteriyor ki bu aletlerin çoğu Keops piramidinin yapımı ile aynı döneme rastlıyor. Şempanze, makak maymunu ve kapuçinler tarafından şekillendirilmiş bu aletler, neler yapabileceklerinin kanıtı olarak gösterilebilir. Üstelik maymunlar bizden vücut olarak da daha güçlüdürler. Dolayısıyla insanlar daha hafif taşları tercih ederken maymunlar 9 kg a kadar olan tüm taşları işleyebiliyor, tüm bunları aktif olarak kullanabiliyorlar.

İlk Taşları Ortak Atalarımız Kullanmış Olabilir Mi?

Yaşayan en yakın akrabalarımız olan şempanzelerin taş kullanmış olması akıllara bu soruyu getiriyor. Çünkü bu taşlar oldukça eski maymunlar tarafından da kullanılmıştı. Oxford University bünyesinde Primate Archaeology projesi kapsamında yapılan araştırmalar ile ilgili proje yöneticisi Michael Haslem’ın yaptığı açıklamalara göre bu olasılık dışı bir ihtimal. Eğer böyle bir şey olmuş olsa bütün şempanzelerin taş kullanabiliyor olması gerekirdi.  Dolayısıyla şempanzelerin de aynı bizim gibi taş kullanmayı sonradan öğrenmiş olması gerekiyor. Bu sebepten dolayı şempanzelerin taş devrine girmesi daha da önemlidir. Çünkü bu onların da bizim gibi, bizden daha yavaş da olsa, kültürel gelişme gösterebildiğinin bir kanıtı olabilir.

Ekrem Mücahit Doğdu

Bilimlendin.com kurucusu. Üsküdar Üniverisitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) öğrencisiyim. Çok küçük yaşlardan itibaren bilimle ilgiliyim. Bu alanda bir şeyler yapmak, öğrenmek ve öğrendiklerimi insanlara aktarmayı çok seviyorum. Kendi bilim alanım dışında astrofizik ve modern fizik ile de ilgiliyim.

Bir cevap yazın

tr_TRTürkçe
en_USEnglish tr_TRTürkçe